Kategori arşivi: İNCEKSPOR

Sporun Çocuklara Faydaları

Çocuklarda spor yapmak, hem bedensel sağlık ve fiziksel gelişme yönünden hem de iyi bir kişilik gelişimi ve ruh sağlığı bakımından yararlıdır. Çocuk spor ile çevresini tanır , iletişim kurar, kendine güveni artar.

Psikolojik açıdan da kendini kontrol etmeyi, bir konuda konsantre olabilmeyi, iradesini kullanabilmeyi, başarıya güdülenebilmeyi öğrenir.

Araştırmalar, spor yapan çocukların spor yapmayanlara oranla daha iyi beslendiklerini, şiddete daha az başvurduklarını ve insan ilişkilerinde daha başarılı olduklarını gösteriyor.

Çocukların sağlıklı büyüyebilmesi için spor yapmaları çok önemli. Spor yapmayan ve dengesiz beslenen çocukların sağlıklı bir gelişim süreci geçirmeleri zor. Üstelik bu tutum çağımızın hastalığı obeziteyide tetikliyor.

Araştırmalara göre, okul çağındaki çocuklara düzenli spor yapma alışkanlığı kazandırıldığı taktirde bu ileriki yıllarda da sürüyor. İleriki yaşlarda düzenli spor yapma alışkanlığı kazanmak oldukça zor. Bu nedenle sağlıklı olmanın en önemli koşullarından biri de spor.

Yine özellikle küçük yaşlarda yapılan spor büyük önem taşıyor. Bu sayede kişinin potansiyelinin en üst noktasına erişmesi mümkün. Unutulmaması gereken; spordan en yüksek verimi elde edebilmek için sporun düzenli olarak yapılması.

Spor yapmanın;

  • Vücudun kontrolü ve fiziksel yeteneklerin gelişiminde,
  • Hareket kabiliyetini anlama ve değerlendirmede,
  • Aktif yaşam stili kazandırmada,
  • Entelektüel gelişime katkı sağlamada,
  • Kendine güveni geliştirmede,
  • Yaratıcılığı geliştirmede,
  • Obeziteyi önlemede,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmede olumlu etkisi var.

 

Basketbol Sahalarından İnanılmaz Bilgiler

Türk basketbol tarihinin en önemli yıldızlarından Erman Kunter, 153 sayı ile bir maçta en fazla sayı atan oyuncu oldu. Fenerbahçe’de forma giyen Kunter, 1988 yılında sarı-lacivertlilerin Hilalspor’u 175-101 yendiği maçta, 153 sayı atarak rekor kırarken, ilk yarıda attığı 81 sayıyla, bir devrede en fazla sayı üreten basketbolcu olarak da tarihe geçti.

Şu anda Fransa’nın Cholet takımında antrenör olarak görev yapan Erman Kunter, 2009-2010 sezonunda Cholet’i Fransa Birinci Basketbol Ligi şampiyonu yaparak, antrenör olarak da bir ilke imza attı. Kunter, yabancı bir takımın başında lig şampiyonluğu yaşayan ilk ve tek Türk antrenör oldu.

-Budanur’un rekoru-

Beşiktaşlı Hüdai Budanur da kırılması güç bir rekoru elinde bulunduruyor.

1957 yılında İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda yapılan İstanbul Ligi maçında Beşiktaş, İstanbul Karagücü’nü 110-56 yenerken, Budanur, siyah-beyazlıların 110 sayısını da tek başına attı.

-NBA’deki ilk Türk Mirsad-

Fenerbahçe Ülker’de forma giyen Mirsad Türkcan, ABD Profesyonel Basketbol Ligi’nde (NBA) oynayan ilk Türk basketbolcusu olarak tarihe geçti. 1998 yılında ilk kez Houston Rockets’e transfer olan Mirsad, NBA’de fazla oynama şansı bulamadı.

2001-2002 sezonunda CSKA Moskova takımında forma giyen Mirsad Türkcan, Avrupa Ligi normal sezonunda en değerli oyuncu (MVP) seçilen ilk Türk basketbolcu oldu.

Mirsad Türkcan, Fenerbahçe Ülker’in 3 Ocak 2008’de deplasmanda İtalya’nın Lottomatica Roma ile yaptığı maçta 1000 ribaunt barajını aşarak, ULEB Avrupa Ligi tarihine geçti. Basketbolda 2000 yılından bu yana düzenlenen ULEB Avrupa Ligi’nde 1000 ribaunda ulaşan ilk oyuncu olan Mirsad Türkcan, Lottomatica Roma karşısında 13 ribaunt alarak, toplam ribaunt sayısını 1007’ye taşımıştı.

-En fazla ücrete imza atan Türk oyuncu Hidayet-

NBA takımlarından Sacramento Kings tarafından 11 sezon önce seçilen Hidayet Türkoğlu, Mirsad’dan daha başarılı bir performans sergileyerek, NBA’de en fazla oynayan Türk oyuncu durumunda bulunuyor.

2008-09 sezonu sonunda Orlando Magic’ten ayrılıp, Toronto Raptors ile 5 yıllığına 53 milyon dolara anlaşan Hidayet, 2004 yılında Utah Jazz ile 6 yıllık 50 milyon dolara sözleşme imzalayan Mehmet Okur’u geçerek, tarihte en fazla ücrete imza atan Türk oyuncu oldu.

-NBA’de ilk şampiyonluk yaşayan oyuncu Mehmet Okur-

2003-2004 sezonunda Detroit Pistons’ta şampiyonluk sevincine ulaşan milli basketbolcu Mehmet Okur ise NBA’de şampiyonluk yaşayan ilk Türk oyuncu.

Mehmet Okur, ayrıca Batı Konferansı’nda daha önce All-Star’a seçilen ancak sakatlığı nedeniyle oynayamayan Allen Iverson’un yerine kadroya girerek, NBA tarihinde All-Star maçına çıkan ilk Türk sporcu olarak da tarihe geçti. Las Vegas’taki Thomas Mack Arena’da 18 Şubat 2007’de yapılan All-Star’da, Mehmet maçta yer aldığı 14 dakika 43 saniyede 4 sayı attı, 2 ribaunt aldı ve 1 de asist yaptı.

-İlk Avrupalı Granit-

Avrupa’ya transfer olan ilk Türk basketbolcu ise Yalçın Granit oldu. Granit, Fransa’nın Racing Paris takımında oynamıştı.

Fenerbahçe’den 11 sezon önce Yunanistan’ın AEK takımına giden İbrahim Kutluay ise ilk kez bir Yunan takımına transfer olan Türk oyuncu olmuştu. 2001-2002 sezonunda Panathinaikos ile Avrupa Ligi şampiyonluğuna ulaşan İbrahim, bu kupayı kaldıran ilk Türk basketbolcu olarak tarihteki yerini aldı. 2007 yılında İspanya’nın Real Madrid takımıyla ULEB Kupası’nı kazanan Kerem Tunçeri de ilk kez bu kupada şampiyonluk sevinci yaşayan Türk basketbolcu oldu.

-Avrupa’daki ilk Türk antrenör Ataman-

Avrupa’da profesyonel liglerde bir takım çalıştıran ilk antrenör ise şu anda Beşiktaş Milangaz’ı çalıştıran Ergin Ataman oldu.

2001-2002 sezonunda İtalya’nın Montepaschi Siena takımını çalıştıran ve takımına ilk sezonunda Avrupa Raimundo Saporta Kupası’nı kazandıran Ataman, bu kupayı kaldıran ilk ve tek Türk antrenör olarak tarihte yerini aldı. Efes Pilsen’e 1999-2000 sezonunda Avrupa Ligi’nde dörtlü final oynatan Ergin Ataman, bir Türk takımını bu kupada ilk kez Avrupa üçüncüsü yaptı. Montepaschi Siena’ya da 2002-2003 sezonunda Avrupa Ligi’nde dörtlü final oynatıp, Avrupa üçüncülüğünü kazanan Ataman, bu kupada yabancı bir takımla üçüncülük kazanan ilk Türk antrenör olarak da bir ilke imza attı.

-Anadolu Efes’in ilkleri-

Bu sezon ismini Anadolu Efes olarak değiştiren Efes Pilsen, 1996 yılında Avrupa Radivoj Koraç Kupası’nı müzesine götürerek, ilk kez bu spor dalında Avrupa kupası kazanan Türk takımı olma başarısını gösterdi.

Lacivert-beyazlılar, Avrupa kupalarında finale çıkan ilk takım olma özelliğini de taşıyor. 1993 yılında da Avrupa Kulüpler Kupası’nda final oynayan Anadolu Efes, Torino’da Yunan rakibi Aris’e 50-48 yenilmişti.

Anadolu Efes, 1999-2000 sezonunda da Avrupa Ligi’nde dörtlü finale kalıp, Avrupa üçüncüsü olarak bir ilke daha imza attı.

-NBA takımıyla maç yapan ilk ve tek Türk takımı Anadolu Efes-

Anadolu Efes, bir NBA takımıyla maç yapan ilk ve tek Türk takımı. NBA’in davetlisi olarak 2006 yılında ABD’ye giden lacivert-beyazlılar, 11 Ekim 2006’da Denver Nuggets ile yaptığı hazırlık maçıyla, bir NBA takımıyla karşılaşan ilk Türk ekibi oldu. Anadolu Efes, NBA’deki ikinci hazırlık maçında 13 Ekim 2006’da Golden State Warriors ile oynadı.

-Türkiye’de maç yapan ilk NBA takımı Minnesota Timberwolves-

NBA ile Avrupa Basketbol Ligleri Birliği’nin (ULEB) yaptığı anlaşma gereği İstanbul’a gelen NBA takımlarından Minnesota Timberwolves, 6 Ekim 2007’de Anadolu Efes ile özel bir maç yaptı.

EA Sports’un organizasyonu ”NBA Europe Live Tour 2007” kapsamında çeşitli etkinliklerde bulunmak üzere İstanbul’a gelen ve burada yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Minnesota Timberwolves’ın, Anadolu Efes ile yaptığı maçla ilk kez bir NBA takımı Türkiye’de maç oynadı.

Anadolu Efes de Türkiye’de bir NBA takımıyla karşılaşan ilk Türk takımı unvanını aldı.

-Recep Ankaralı da tarihe geçti-

Anadolu Efes ile Minnesota Timberwolves arasındaki karşılaşmada görev yapan Türk hakem Recep Ankaralı da tarihe geçti.

Recep Ankaralı, bir NBA takımının maçında görev yapan ilk Türk hakem oldu. ABD’den gelen NBA hakemleri Jack Nies ve Luis Grillo, Recep Ankaralı ile birlikte karşılaşmayı yönetti.

-Diğer ”ilk” ve rekorlar-

-Türkiye ilk kez 1949 yılında Kahire’deki Avrupa Şampiyonası’na katıldı.

-1951 yılında 7. Avrupa Şampiyonası’nda Türk hakem İzzettin Somer, Avrupa Şampiyonası finalini yöneterek, bu alanda bir ilke imza attı.

-1959 yılında Türkiye tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yaptı.

-1961 yılında Galatasaray, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ilk turunda, Yunanistan’ın Olympiakos takımını 2 maçta da yenerek, Avrupa kupalarında tur atlayan ilk Türk takımı oldu.

-1980 yılında Eczacıbaşı Erkek Basketbol Takımı, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda çeyrek finale yükselen ilk Türk takımı oldu.

-1981 yılında Avrupa Karması’na seçilen ilk Türk oyuncu Efe Aydan.

-ABD’de Evansville Üniversitesi takımıyla NCAA play-off’larında oynayan ilk Türk oyuncu Emir Turam.

-Uluslararası alanda ilk milli maç Yunanistan ile 24 Haziran 1936’da yapıldı. Beyoğlu Halkevi Salonu’nda yapılan maçı, Türkiye 49-12 kazandı.

-Uluslararası alanda ilk resmi maç ise Şili ile 7 Ağustos 1936’da oynandı. Berlin Olimpiyatları’nda yapılan maçı Türkiye 30-16 kaybetti.

-1956 yılında yapılan ilk gençler Türkiye birinciliğini Fenerbahçe kazandı.

-Türkiye, Sofya’da 1960 yılında yapılan Balkan Şampiyonası’na ilk kez katıldı. Türkiye, 1981 yılında Balkan Şampiyonu oldu.

-Levent Topsakal, Türkiye-İrlanda yıldız milli maçında 78 sayı atarak, milli formayla bir maçta en çok sayı atan oyuncu unvanını aldı.

-2001 yılında Türkiye’de yapılan 32. Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası’nda A Milli Takım ilk kez Avrupa ikincisi oldu.

-A Milli Erkek Basketbol Takım, 2002 yılında ilk kez Dünya Şampiyonası’nda mücadele etti ve 9. oldu.

-”12 Dev Adam”, Türkiye’de 2010 yılında yapılan Dünya Şampiyonası’nda gümüş madalya alarak, tarihinde ilk kez Dünya ikincisi oldu.

Spor Yapmanın 99 Faydası

 

  1. Sağlığınızın değerini anlamanıza yardımcı olur.
  2. Yaşam kalitenizi arttırmanıza ve geliştirmenize yardımcı olur.
  3. Fiziksel performansınızı geliştirir.
  4. Kalp rahatsızlığı riskini azaltır.
  5. Maksimum oksijen kapasitenizi arttırır.
  6. Yüksek tansiyon riskini veya ilerlemesini azaltır.
  7. Yüksek tansiyonu olanların, tansiyonu kontrol altında tutmasına yardımcı olur.
  8. Kandaki Triglycerid seviyesinin azaltır.
  9. Kandaki iyi kolestrolu (HDL) artırır.
  10. Dinlenme kalp atımını düşürür.
  11. Kalp – damar dolaşımını geliştirir.
  12. Anaerobik eşiği arttırır, bu da çabuk yorulmayı ve dolayısıyla kanda laktik asit birikiminin erken oluşmasını engeller.
  13. Kalp rezervini artırır.
  14. Kalbinizin bir atımda vücuda pompaladığı kan miktarını artırır.
  15. Vücut ısınızı soğutma için, deri yüzeyine gerekli kan akış kabiliyetini artırır.
  16. Akciğer kapasitenizi arttırarak, oksijenin akciğerlerden kana geçebilme kabiliyetini arttırır.
  17. Kalp krizi geçirdikten sonra, hayatta kalma şansınızı arttırır.
  18. Koronerde kan pıhtılaşma hassasiyetini düşürür.
  19. Kandaki yoğunlaşmayı azaltır
  20. Kalbinizin daha verimli pompalama işlevini yapmasını sağlar
  21. Kanınızın kan plazma hacmini genişletir.
  22. Orta seviyeli egzersizler sırasında, kalp atım sayısını düşürür.
  23. Anormal nabız atım incinmelerini azaltır.
  24. Kaslarınızın kandan oksijen çıkarma kabiliyetini artırır.
  25. Çarpıntı riskini azaltır.
  26. Çok çeşitli sebeplere bağlı baş ağrılarından kurtulmanızı sağlar.
  27. Hamilelikte karşılaşılan birçok rahatsızlıklardan (ör. kabızlık, belağrısı, mide ekşimesi gibi) kurtulmanızı sağlar.
  28. Sıcaklığa karşı tahammülünüzü artırır.
  29. Endişe ve kuruntularınızı azaltır.
  30. Streslerden korunmaya ve kurtulmaya yardımcı olur.
  31. Vücudun üst solunum yolları enfeksiyonuna karşı direncini artırır.
  32. Şeker hastalığınızın gelişme riskini azaltır.
  33. Şeker toleransınızın gelişmesini sağlar.
  34. Prostat kanserinin gelişme riskini azaltır.
  35. Sigarayı bırakmanıza yardımcı olur.
  36. Bağırsak kanserinin gelişme riskini azaltır.
  37. Göğüs kanserinin gelişme riskini azaltır.
  38. Eklem rahatsızlıklarından dolayı, eklemlerin bozulma oranını yavaşlatır.
  39. Kan şekerinin kontrol altında tutulması için gerekli insulin miktarının düşürülmesine yardımcı olur.
  40. Yüksek tansiyona bağlı ciddi komplikasyonlara maruz kalma oranını azaltır.
  41. Yaralanmalara karşı korunmayı sağlar.
  42. Eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunu arttırır.
  43. Stresle başa çıkmanıza yardımcı olur.
  44. Bağışıklık sisteminizin iyi şekilde çalışmasını geliştirir.
  45. Kabızlıktan kurtulmanıza yardımcı olur.
  46. Depresyonun hafifletilmesine ve atlatılmasına yardımcı olur.
  47. Soğuk ortamlara çabuk adapte olma kabiliyetinizi artırır.
  48. Bel ağrılarının hafiflemesine ve kurtulmanıza yardımcı olur.
  49. Bel ağrılarından doğan sıkıntıların azalmasını sağlar.
  50. İnsuline karşı,doku duyarlılığını artırarak, kan şekerinin daha iyi kontrol edilmesine yardımcı olur.
  51. Yüksek tansiyonu kontrol için alınan ilaçların, yan etkilerine karşı koymaya yardımcı olur.
  52. Eklem esnekliğini korur ve gelişmesine yardımcı olur.
  53. Eğer yüksek tansiyonunuz varsa, bunu kontrol etmek için aldığınız ilaç ihtiyacını 20 – 30 % azaltır.
  54. Kemik erimesi hastalığı riskinin gelişmesini azaltır.
  55. Zihinsel uyanıklılığınızı artırır.
  56. Yaşa bağlı olarak oluşan kemik bozulmalarının yavaşlamasına yardımcı olur.
  57. Endometriyoya karşı riski azaltır.
  58. Eklem rahatsızlıklarından doğan acılara karşı koyma toleransınızın artmasını sağlar.
  59. Kilonuzu korumanıza veya kilo kaybetmenize yardımcı olur. Sadece diyet yaparak değil.
  60. Yaratıcılık gücünüzün artmasına yardımcı olur.
  61. Yağsız vücut dokularınızın korunmasına yardımcı olur.
  62. Sağlık harcamalarının ve ilaç kullanımının azalmasına yardımcı olur.
  63. Yabancı madde kullanımı ile mücadeleye yardımcı olur.
  64. Fazla kalorilerin yakılmasına yardımcı olur.
  65. Yüksek oranda gıda tüketmenizi sağlar, fakat buna rağmen, kalori dengenizin aynı kalmasına yardımcı olur.
  66. Ağır ilerleyen şişmanlığa karşı korur.
  67. Denge ve koordinasyonunuzun gelişmesine yardımcı olur.
  68. İştahınızın kısa süreli etkilerle azaltılmasına yardımcı olur.
  69. Ani kabarmaların üstesinden gelmeye yardımcı olur.
  70. Yaşlı bireylerdeki kısa süreli belleklerin gelişmesine yardımcı olur.
  71. Adet kanamalarından doğan belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur.
  72. Genel ruhsal durumunuzun gelişmesini sağlar.
  73. Kolay ve iyi uyumanıza yardımcı olur.
  74. Kilo kaybına, özellikle vücuttaki yağdan kaybetmenize yardımcı olur.
  75. Kemiklerinizin kırılmalara karşı direncini ve yoğunluğunu artırır.
  76. Dinlenme durumundaki metabolik seviyeyi korumanıza yardımcı olur.
  77. Kassal güç seviyenizi arttırır.
  78. Kassal dayanıklılık seviyenizi artırır.
  79. Egzersizden sonra çabuk toparlanabilme kabiliyetinizi artırır.
  80. Uygun kas dengenizi korumanıza yardımcı olur.
  81. Özel hayatınızın istenen doyumda ve düzeyde artmasını sağlar.
  82. Vücudunuzun dik durmasının gelişmesini sağlar.
  83. Egzersiz sırasında vücudun enerji elde etmede yağ kullanabilme kabiliyetini arttırır.
  84. Solunum sistemindeki kasların gücünün ve dayanıklılığın artmasını sağlar.
  85. İyi bir fiziksel görünüş sağlar.
  86. Kendinize olan güven duygunuzu arttırır.
  87. Rahat olmanıza yardımcı olur.
  88. Kısa süreli bilgileri hafızanızda tutma kabiliyetini geliştirir.
  89. İşveriminizi arttırır.
  90. Bol enerji verir. Günlük hayatınızda acil durumlarda ihtiyacınız olan enerjiyi sağlar ve sonradan ihtiyaç olabilecek daha fazla enerjinizi korumanıza yardımcı olur.
  91. Hastalıklara bağlı olarak iş günü kaybınızı azaltır.
  92. Bağımsız hayat tarzını korumanıza yardımcı olur.
  93. Yeni insanlarla karşılaşmanıza ve yeni arkadaşlar edinmenize yardımcı olur.
  94. Fiziksel zindeliğinizi geliştirerek, hayata daha yaratıcı olarak adapte olmanızı sağlar.
  95. Aktiviteler, kemiklerin güç depolamasına ve orta şiddetli egzersizler sırasında daha fazla baskı yaparak hem daha çok güç depolamasına hem de kemik yoğunluğunun artmasını yardımcı olur.
  96. Egzersiz, bağ ve bağ dokularını kuvvetlendirerek, yaşa bağlı olarak oluşabilecek sakatlıkları azaltır.
  97. Önceden hareketsiz bir yaşam tarzına sahip kişilerin, yorgunluğa karşı direncini artırır ve dinçlik hissinin oluşmasını sağlar.
  98. Hatta kalp hastaları bile, kalp ve solunum sistemlerini çalıştırıcı egzersizler yaparak, hastalığının üstesinden gelmek için gayret sarf ederek, korkularından kurtulmalarına ve normal yaşamlarına dönmelerine yardımcı olur.
  99. Spor yapmak, sıkıntılarınızın azalmasına, eğlenme ve neşelenmenize, kısaca hayattan zevk almanıza yardımcı olur.

Basketbolun Faydaları

Grup sporu olan Basketbol çocuğun kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir.

Basketbol, çocuğun ve gencin bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimine yardımcı olur.

Basketbol sağlığı koruma ve güçlendirme amacı taşıdığı gibi, bedensel enerjinin ve duygusal gerilimin boşaltılmasına katkıda bulunduğu için, tedavi işlevi de yüklenebilmektedir.

Altı veya yedi yaşından itibaren çocuk kendi yeteneğini akranlarının performansına bağlı olarak değerlendirmeye başlar. Bu dönemde anne-baba ve öğretmen, performansı yerine çabanın ve bedenin gelişiminin önemini vurgularsa, çocuğun gözünde kazanma ve kaybetme daha az önem taşıyacaktır. Bu bağlamda anne ve baba “önemli olan performans değil çabadır” düşüncesinden hareketle, çocuğu bedensel gelişimine katkısı nedeniyle spor yapmaya özendirmeli, ama kaybettiği maç skorunu önemsemeden, onu çabasından dolayı taktir etmelidir.

  • Sporun bireyin ruh sağlığına getirdiği katkılardan bazıları bu şekilde sıralanabilir.
  • Öz güvenin ve yaşama sevincinin artması
  • Boş zamanlarının olumlu yönde değerlendirilmesi
  • Bireyin toplumsallaşmasına olan olumlu etkisi
  • Çocukluk çağında karşılaşılan davranış bozukluklarının giderilmesinde sporun tedavi edici işlevi.

 

Basketbol Tarihi

Dünya’da Basketbol

Basketbol 1891 yılında Springfield, Massachusetts YMCA kolejinde fiziksel eğitim uzmanı olarak görev yapan Dr. James Naismith tarafından kış aylarında atletler için kondisyon çalışması olarak uygulanmaya başlanmıştır. Dr.Naismith’in 13 ana basketbol kuralı günümüze gelene kadar oyunu hızlandırmak ve fizik anlamda en iyi mücadeleyi sağlamak amacıyla pek çok değişikliğe uğramıştır. Basketbol tüm dünyanın benimsediği A.B.D’nin en popüler uluslararası sporudur.

Profesyonel basketbol 1896’da New York’ta başlamıştır.1950’lerin en popüler iki takımı tamamen Afrika kökenli Amerikalılardan oluşan Harlem Globetrotters ve New York Rens takımlarıydı.

N.B.A – National Basketball Association – Ulusal Basketbol Ligi ( National Basketball League ) ve Amerika Basketbol Birliği’nin ( Basketball Association of America) birleşmesiyle 1949’da kuruldu.

Türkiye’de Basketbol

Basketbol yurdumuzda ilk kez 1904 yılında oynandı. Robert Kolej Salonu’nda öğrencilerin Amerikalı öğretmenler yönetimindeki bu maçı bir denemeden ileriye gitmedi. 7 yıl sonra Galatasaray Lisesi Beden Eğitimi öğretmenlerinden Ahmet Robenson, basketbol kurallarını dilimize çevirdi ve yönetmenliğe uygun 10’ar kişilik takımlar arasında maç yapılmasını sağladı. Galatasaray Lisesi Salonu’nda karşılıklı iki duvar kağıt sepetler konarak oynan ilk müsabakada tüm basketbolcular sakatlandı. Ahmet Robenson’un basketbol konusundaki teknik bilgi eksikliğinden olumlu sonuç alınamadı.

1913 yılında Fenerbahçe Kulübü’nde basketbol çalışmaları başladı. Oyunlar Kurbağalıdere’de tenis kortundaki açık sahada sadece yaz sezonunda yapıldı. Daha sonra rakip bulunamadığı için bu çalışmalarda durdu.

18 Kasım 1920’de Cağaloğlu’ndaki Yüksek Öğretmen Okulu’nun bahçesinde Selim Sırrı Tarcan tarafından bir spor şöleni düzenlendi. Şölene o sırada YMCA örgütünün spor sorumlusu bulunan Dr. Diver de katıldı. Basketbolun doğduğu yer olan Springfield’den mezun olan Dr. Diver’i “basketbolu öğretmek” teklifini Tarcan olumlu karşıladı. Diver’in verdiği derslerden sonra 4 Nisan 1921 günü Yüksek Öğretmen Okulu’nun bahçesinde okul takımı ile YMCA’nın Amerikalılar’dan kurulu takımı karşılaştı. YMCA örgütü Genel Başkanı Stricker’in yönettiği maç 18-24 Amerikalıkarın lehine sonuçlandı.

Türkiye’de ilk basketbol ligi ise 1927 yılında başladı. Musevilerden kurulu Maccabi şampiyonluğunu 1933 yılına kadar sürdürdü. Naili Moran ve Feridun Koray’ın çabası ile güçlenen Galatasaray takımı ve 1933 yılında Türk Spor Kurumu’nun basketbolu ele alması ile Maccabi’nin üstünlüğü sona erdi. Beyoğlu Halkevi’nin Tepebaşı’ndaki salonunda yapılan İstanbul Basketbol şampiyonalarında Yekta Rodrig’den kurulu Galatasaray takımı arka arkaya dört yıl şampiyon oldu.

Basketbol ilk milli temas 24 Haziran 1936’da yapıldı.Kendi paraları ile Yunanistan Milli takımını yurdumuza getiren elemanlarımız Beyoğlu Halevi salonundaki karşılaşmayı 49-12 (devre 13-4) kazandı. Yunanistan’a karşı alınan bugalibiyet basketçilerimize Berlin Olimpiyatları kapılarını açtı. Takımımız ilk maçta Şili’ye 30-16, Mısır’a 33-23 yenilerek elendi. Basketbol Milli Takımımız uzun süren bir duraklamadan 10 yıl 2ay 26 günlük bir aradan sonra Yunanistan seyahatinde sahaya çıktı. 1946 yılında Atina’da yapılan müsabakayı takımımız 34-30 kazandı.

Önceleri İstanbul, İzmir ve Ankara bölgelerinde yürütülen basketbol çalışmaları daha sonra bu bölgelerin takımlarını bir araya getiren Türkiye Basketbol Ligi’ne dönüştü. (1966) basketbolumuzda genç, ümit, yıldız ve minik takımlar ele alındı. İstanbul ve Ankara kız okullarında başlayan çalışmalar daha sonra kulüplerce çekiştirildi. İlk kız milli basketbol takımımız Faik Gökay tarafından ele alındı. İlk maçı 12 Eylül 1964’te Batı Almanya’ya karşı oynadı. Ve 48-44 kaybettik.

Bugün dünyanın en popüler sporlarından biri haline gelen basketbolda en önemli uluslararası organizasyon Olimpiyat Oyunları’dır. 1976 yılında olimpiyat programına alınan basketbolda 1972 yılına kadar Amerika tartışılmasız bir üstünlük kurdu altın madalyaların sahibi oldu.

Basketbolda diğer önemli organizasyon Dünya ve Avrupa şampiyonaları ile Pan Amerika Oyunları’dır. Basketbol Milli Takımımız ise Avrupa şampiyonasında 1949’da elde ettiği dördüncülük ve 1951’deki altıncılıktan sonra 70’li yıllarda başarılı bir dönem geçirmiş, 1973 yılında yarı final oynama hakkını kıl payıyla kaçırdıktan sonra devler arasında sekizinci sıraya yerleşmiş, 1975’te de dokuzuncu olmuştur. 1977 ve 1979 yıllarını Avrupa Şampiyonası finallerinden uzakta geçiren milli takım, 1981’de katıldığı finallere 11. sırayı almıştır. Basketbol Milli Takımımız, o tarihten bu yana 1999 yılında sekizinci sırada yer aldı. Ancak yıldızlar ve gençler kategorilerinde zaman zaman başarılı sonuçlar almayı sürdürmüşlerdir. Basketbol Milli Takımımızın Akdeniz Oyunları ve Balkan Şampiyonaları’nda elde ettiği başarılı da şöyle sıralayabiliriz :
Akdeniz Oyunları’nda 1 şampiyonluk (1987 Lazkiye), 1 ikincilik (1971 İzmir), 2 üçüncülük (1983 Kazablanka) ve (1976 Tunus).

Balkan Şampiyonları’nda 1 şampiyonluk (1981 Sofya), 3 ikincilik (1962 İstanbul, 1982 İstanbul, 1985 Bükreş), 5 üçüncülük (1965 Tiran, 1968 İzmir, 1971 Vidin, 1979 Atina, 1983 Tito Vrbas ve 1988 Antalya).
Basketbolda Türkiye çapında ilk organizasyon 1946 yılında gerçekleştirildi. 1946’dan sonra düzenli olarak yapılan Türkiye Basketbol Şampiyonası maçları sadece üç ilimizin ; İstanbuli Ankara ve İzmir’in ilk derecelerini alan takımlarının katılmalarıyla oynandı. Deplasmanlı 2. lig 1969 yılında Deplasmanlı Bayanlar Ligi de 1980 yılında oynanmaya başlamıştır.

Çocuk ve Basketbol

Çocuklar bir sınavdan diğerine koşuyor; işleri zor, dersler çok önemli. Ancak bu tempoya ara vermek ve biraz olsun deşarj olabilmek için spora yönlenmeleri gerekirken ders masasından kalkıp bilgisayar oyunun başına oturduklarında işin şekli çok değişiyor.

Değişen yaşam şekli ve trendler hayatın kaçınılmaz bir gerçeği ancak sağlıklı nesiller için daha fazla hareket etmek gerekiyor. Bu anlamda erken yaşta spora başlamanın pek çok avantajı var. Fiziksel aktivite, durağan yaşam ve obezitenin yol açtığı sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli rol oynuyor. Ayrıca, kas-iskelet sistemi gelişimini olumlu yönde destekliyor. Bunlara ek olarak da çocuğun sosyalleşmesine yardımcı oluyor, öz güvenini artırıyor.

Her spor dalının, kendi içinde barındırdığı kurallar, düzenlemeler ve uygulamalar; aslında disiplin dediğimiz sistemi çocuğa öğretir. Antrenman yapmak, zamanında oyuna başlamak, kurallara uymak, çocuğunuzun tüm hayat kalitesini etkileyecek davranışlar kazanmasını sağlar. Yenilgiyle, rekabetle baş etme, tekrar deneme, hakemle, koçla, takım arkadaşlarıyla ilişki, belli bir amaca yönelme, hedefe ilerleme gibi durumlar, çocuğunuzun ileride yetişkin bir birey olduğunda, hayatında kullanacağı önemli ve gerekli yetilerdir. Spor etkinliklerinin kazandırdığı sosyal ve fiziksel beceriler, çocuğunuzun toplum içindeki kabulünü artırır, sağlıklı olmasını destekler, kötü alışkanlıklardan uzak durmasına yardımcı olarak, sorumluluk duygusunu besler.

Basketbol, çocukların fiziksel gelişiminin yanı sıra zekâ gelişimine de son derece olumlu katkılar sağladığını biliyoruz. Bunun yanı sıra iş hayatından sosyal hayata kadar her alanda ihtiyaç duyacağı ve kendisine yarar sağlayacak takım çalışmasının özünü de basketbol ile kazanmış olur.

Basketbolun çok zevkli bir spor olması, kişisel katkı ve gelişmede geniş ölçüde olanak tanıması çocukları mutlu ederken onlara bağımsızlık duygusunu da verir. Bu ortamda vücut bir yandan güçlenirken, diğer yandan çocuğun kişiliğinde ve zekâsında da güçlenme olur. Sosyal gruplar arasındaki mesafeler azalır ve çocukların ilk toplumsal tecrübelerini yaşayacakları yeni gruplar doğar.

Çocuk basketbol oynadığı ve düşündüğü süre zarfında zararlı bir takım alışkanlıkları edinmekten uzak durur. Günümüzde ailelerin tek çocuk yapma oranlarına bakacak olursak, basketbol ve benzeri takım oyunları çocukların gelişiminde her zamankinden daha önemli rol oynamaya başlamıştır. Peki basketbolun çocuk üzerinde başlıca faydaları nelerdir diye soracak olursanız;

Sosyal açıdan;

  • İletişim becerileri gelişir.
  • Paylaşmayı ve yardımlaşmayı öğrenir.
  • Kendini korumasını ve diğer bireylerin hakkına saygı göstermeyi öğrenir.
  • Problem çözme becerilerini geliştirir.
  • Bir grubun parçası olmayı öğrenir.
  • Sınırlara ve kurallara uymayı öğrenir.
  • Aile dışındaki bireylerle iletişim kurabilmeyi öğrenir.
  • Öz güven, karar verebilme ve liderlik becerileri gelişir.

Sportif beceri ve koordinasyon açısından;

  • Sportif becerileri ve koordinasyonları gelişir.
  • Kemik ve kas yapıları güçlenir.
  • Sürat, çeviklik, kuvvet, esneklik özellikleri gelişir.
  • Takım olarak çalışmayı ve oynamayı öğrenir.

Faydalı alışkanlıklar açısından;

  • Dengeli beslenmeyi ve kaçınılması gereken gıdalar konularında çocuklara yönlendirmeler yapılır.
  • Kitap okuma alışkanlığı kazanmaları sağlanır.
  • Programlı bir şekilde ders çalışmaları için sporcu koç, veli  diyalogu kurulur.
  • Diş fırçalama ve uyku düzeni açısından yönlendirmeler yapılır.

Çocuklarımızın spor alışkanlıklarının oturmasını sağlamak önce ailenin sporun önemini bilmesi ile mümkündür. Daha sağlıklı ve mutlu çocuklar için sporu hayatımızdan eksik etmemeliyiz.

 

Basketbolcu Velileri İçin ’16 Kural’

1. Aileler… ilk öncelikle bu yolculuğun çocuğunuzun yolculuğu olduğunu, sizin yolculuğunuz olmadığı gerçeğini anlamanız gerekiyor. Odak noktanızı onlara destekçi olmak ve cesaret veren bir veli olmaya ayarlayın.

2. Aileler… bu doğru. Koçlar favorilerini oynatırlar. Onların favori oyuncuları takıma kazanmak için en iyi şansı veren, iyi davranışa sahip olan, her gün çok çalışan, rolünü fark eden (rol ne olursa olsun) ve programın kültürünü destekleyen oyunculardır. Eğer koçun sizin çocuğunuzu“beğenmediğini” düşünüyorsanız; bunun sebebi çocuğunuz bu alanların birinde veya daha fazlasında eksik olmasıdır.

3. Aileler… oyunun süresi geçtikçe, koçlar kazanmak ister. Kötü bir şekilde kazanmak isterler. Eğer sizin çocuğunuz maçı kazanmaya yardım edecekse…oynar. Edemeyecekse, oynamaz. Nokta.

4. Aileler… çocuğunuzun koçu, onun için uygun olan oynama zamanını belirlemek ve değerlendirmek için sizden daha iyi bir konumda, çünkü onlar her şeyi görüyorlar. Bireysel idmanları, takım idmanlarını, toplantıları, maç öncesi/sonrası filmleri ve maçları (bütün aileler burada yanılgıya düşüyor çünkü onlar sadece maçları görüyor)

5. Aileler… tecrübe ve profesyonel geliştirme sayesinde koçlar genellikle daha iyi basketbol IQ’ suna sahip ve yine oyunu ailelerden daha iyi anlıyorlar (yani koçun X’leri & O’larını veya yeteneği yargılamasını sorgulamak uygunsuzdur)

6. Aileler… çocuğunuza kenardan koçluk yapmayı bırakın. Oyuncunun talimat alması gereken tek“ses”, kenardaki koçlarının “sesi” olmalıdır. İstediğiniz kadar bağırın ancak onlara kenardan koçluk yapmayın. Bu sizin işiniz değil.

7. Aileler… çocuğunuzu Dünya’daki her şeyden daha fazla seviyorsunuz. Her zaman onun için ne iyiyse, onu istersiniz (gayet anlaşılabilir ve saygı duyulacak bir şey). Ancak koçun yükümlülüğü, takım için en iyisini yapmaktır. Çoğu zaman sizin çocuğunuz için en iyisini düşündüğünüz şey, takım için uyumlu değildir.

8. Aileler… hiçbir zaman çocuğunuzun oynama zamanını, stratejisini veya başka bir oyuncuyu çocuğunuzun koçuyla tartışmamalısınız. Hiçbir zaman. Bu 3 alan, koçun kutsal alanıdır.

9. Aileler… politika yapmak hiçbir zaman çocuğunuza daha fazla oynama zamanı vermeyecektir. Size yemin ediyorum şu açıklama hiçbir zaman bir koç tarafından söylenmemiştir, “Gerçekten Jeffrey’ i daha fazla oynatmam gerekiyor çünkü annesi onun yeteri kadar oynadığını düşünmüyor.”

10. Aileler… çocuğunuzu herhangi bir konu hakkında, soru veya endişeleri varsa (veya sizin) direkt koçuyla bir görüşme ayarlayarak konuşması konusunda cesaretlendirmelisiniz.

Benim inancıma göre, ailesi olarak, görüşmeye gitmeye hakkınız var. Fakat orada konuşma çocuğunuz ve koçu arasında olmalıdır.

11. Aileler… çocuğunuzun koçunu arabada eve giderken veya akşam yemeği masasında baltalamayın. Akıllıca, agresif olarak yaptığınız, “Senin koçun ne yaptığını bilmiyor” veya“Senin daha fazla oynamadığına inanmıyorum” tarzındaki yorumlar sizin çocuğunuzu rahatlatmaz (buna rağmen sizin amacınızın bu olduğuna eminim) fakat onların kötü davranışlar sergilemesine, bahaneler uydurmasını sağlar… bunların ikisi de kabul edilemezdir.

12. Aileler… eğer çocuğunuz hak ettiği oynama sürelerini almadığını düşünüyorsa veya çekişmeli geçen bir maçı kaybettilerse… bu tecrübeyi güçlü bir eğitim aracı olarak kullanın. Onlara buna nasıl sahip olacaklarını öğretin. Onlara gelecekte bir şeyi nasıl yapıp, daha farklı bir geri dönüş alacaklarını öğretin.

13. Aileler… hakemleri azarlamayı bırakın. Bu kötü bir örnek teşkil eder ve sizi aptal gösterir. Hakemler ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. Çoğu zaman hakemler doğru bir düdük çalmak için ailelerden daha iyi bir pozisyondalar ve kuralları daha iyi biliyorlar. Ve size yine yemin ediyorum ki şu açıklama da hiçbir zaman yapılmadı, “Lütfen maçı durdurabilir miyiz? Herkes adına üzgünüm. Tribünde bağıran anne haklı, onun çocuğuna son pozisyonda faul yapıldı.”

14. Aileler… çocuğunuzun bu sporu profesyonel olarak yapması çmümkün değildir. İstatistiksel bir gerçek der ki; küçük yaşlarda basketbol oynayan çocukların çok azı profesyonel olarak bu sporu sürdürebilir. Yani, bırakın da onlar bu yolculukta eğlensinler. Onların basketbol oynama zamanları sizin zannettiğinizden çok daha önce bitecek. Basketbolu, büyüdüklerinde lazım olacak hayat derslerini öğretmek için bir araç olarak kullanın.

15. Aileler… çocuğunuzu çok fazla zorlamayın. Cesaret vermek, tavsiye vermek normaldir. Çocuğunuzu mükemmelliğin çok üst standartında tutmak da… fakat onları ekstra şut atmaya veya ekstra antrenman yapmaya zorlamayın. Bu tarz şeylerin onların içinden gelmesi gerek, sizin değil. Eğer onlar bu tarz şeyleri yapmayı seçerse, destekçi olun. Eğer yapmamayı seçerlerse, her şeyin azını seçerlerse, en sonunda potansiyel bir hayat dersi öğreneceklerdir(takımın kadrosuna girememe, bekledikleri oynama zamanlarını alamama vs.)

16. Aileler… yapabileceğiniz en iyi şeylerden birisi de çocuğunuzun koçuyla kaliteli bir ilişki geliştirmektir.

Faydalı Bir Sporcu Velisi Olmak

Değerli sporcu velisi dostlarım, yazımın başlığından da anlaşıldığı gibi, sporcu adayı veya spor yapan çocuğunuz varsa çocuğunuza nasıl daha faydalı bir veli olabilirsiniz. Spor eğitimi veren eğitmeni, antrenörü veya idarecisi ile nasıl bir iletişim içinde olmalısınız.

Önce; önemli konulardan biri amaçtır, eğitmenin ve ebeveynin amacı aynıdır; ‘’ çocuğun ‘’ sporcunun bulunduğu noktadan daha iyi bir yere gelmesi buradaki iyi bir yere gelmek görecelidir … bu iyi bir sporcu olmak, dürüst olmak, kurallara saygılı olmak, daha iyi performans gösterebilmek, düzenli ve programlı olmayı öğrenmek gibi birçok şey sayabiliriz.
Bu uzun yolculukta, değerli velilerimizin bilmesi gereken; ‘’ En önemli görev; çocuklarına, ne olursa olsun, kayıtsız sevgi ve destek vermek ve antrenmana getirip götürmektir. (Yaşı küçük sporcuları) ‘’ Esasında; velinin en kolay ve en önemli görevi budur.
Şimdi sizlere basit olarak antrenörün ve sporcunun kısaca tanımını yapmak istiyorum.Antrenör, sporcusu için en iyi olanı düşünen ve dünyadaki en önemli şeyin birinci olmak, ya da en iyi olmak demek olmadığının farkında olan kişidir. Sporcu; düzenli antrenman yapan hayatını programlayabilen, karar verip uygulayabilen, sorumluluk sahibi dürüst kişidir.
Yukarıda yazıldığı gibi; sporcu tanımında şampiyon olan, en iyi olan diye kelimeler yok, fakat sporsal anlamda; en iyi olup ancak ‘’ sporcu ’’ olamamış birçok örnek vardır. Eğitmenlerin amacı önce ‘’ sporcu ‘’ yetiştirmek olmalıdır.
Sevgili velilerimiz, diğer önemli bir konu da; ‘’ Sabırsızlık ‘’ ben senelerdir bu meslekte birçok veli ile yaptığım sohbetlerde onlara ‘’ SABIR ‘’ tavsiye etmişimdir … ama onlar genelde çok ‘’ SABIRSIZ ’’ dır. Spor aceleye gelmeyen bir eğitim dalıdır, kalıcı, sağlam ve düzgün taşları yerine koymak zaman alır, şu unutulmamalıdır emin adımlar hızlı koşarak atılmaz. Bu yüzden çocuğunuzun spor eğitimi ve gelişimi ile ilgili acele etmemelisiniz. Her insanın beceri ve öğrenme zamanı farklı olduğu gibi; bu sporcu çocuklarda da böyledir. Küçük yaşlarda gelen ‘’ BAŞARILARI ‘’ yada ‘’ BAŞARISIZLIKLARI ‘’ abartmamalısınız. Başarının çok büyük kısmı zaten çocukta var olan yeteneğin ortaya çıkması ile olur, ancak ergenlik dönemi ve sonrası gibi esas performans yaşlarında doğuştan gelen yetenek artık yavaş, yavaş ikinci plana geçmeye başlar, çünkü; bu yaşlarda aynı disiplinle spora devam etmiyorsa, yeteneğinin olup olmaması bir anlam ifade etmez, sporcuda zamanla gerileme olacaktır. Çocuğunuz nasıl bir sporcu olursa olsun, onun yanında olduğunuzu ona destek olduğunuzu, sevgi ve saygınızı esirgemeyeceğinizi bilmesini sağlayın. Çocuğunuz hiçbir zaman sizin sevgi ve saygınızı kazanmak için, en iyi olması gerektiğine inanmalıdır, yada başarılı olmadığı zaman, sizin sevgi ve saygınızı kaybedeceğine inanmamalıdır.
Bunu yapabilmenin anahtarı da şudur. ‘’ Sonucu değil gösterilen çabayı yorumlamak ‘’ şöyle örneklendirmek istiyorum.

 

İyi sonuç elde etmiş çocuğa ‘’ harikaydın, çok iyiyiydin, diğerlerinden çok iyiyiydin, tebrik ederim, yendiğin için seni çok kutluyorum ‘’ gibi sözler söylemek görünüşte kulağa çok masum gelebilir ama istemsiz olarak çocuğa şu mesajı veririz, ‘’ Eğer maçı veya yarışı kazanamazsam (birinci olamazsamailem yada antrenörüm memnun olmayacak, beni kabul edip desteklemeleri için hep birinci olmalıyım veya kazanmalıyım.’’ Esasında olması gereken çocuğumuzun gerek antrenmanda gerekse maçta/yarışmada gösterdiği çaba ile değerlendirilmesidir.
Sporcu çocuğun; doğru, iyi, güzel yaptığı şeyler ön plana çıkarılmalıdır ve eksiklerinin söylenmesi yerine bunları farkına varması sağlanmalıdır. Böylece çocuklarımız sonuca odaklı değil performansa ve gayrete odaklı spor yapmayı öğrenirler ki iyi performans iyi sonuç getirir.
Bu bölüm çok önemlidir. Çocuğunuzun DAVRANIŞINI veya PEFORMANSINI hiçbir zaman diğer çocuklarla özellikle de takım arkadaşlarıyla kıyaslamayın bu açıkca çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmemek ve gelişmesini engellemek olmaktadır. Çocuk öteki gibi olmadığı için kabul görmediğini düşünür. ‘’ Kıyaslamanın hiçbir masum yanı yoktur, daha iyiye teşvik edileceğini yada hırslandırılacağını düşünmek hayal kırıklığıdır.’’
Diğer bir önemli konu da; çocuğunuza asla antrene etmemeye yani antrenörlük yapmaya ve sporla ilgili nasihatler vermemeye çalışın bunu yapmak zordur, şu da aklınızdan çıkmasın ki bu olay, çocuğunuzu antrenörü ile sizi arada bırakır ki, sonuç olarak her iki taraftan biri kesin zarar görür. Çocuğunuzun antrenörünü tanımak ve anlamak için çaba sarf edin, unutmayın ki, antrenörün en önemli ve en büyük önceliği sporcusu, yani çocuklarınızdır, onlar birinci sırada çocuklarınızla ilgilenirler. Çocuğunuzun onun gibi biriyle çalıştığından dolayı gurur duyduğunuza emin olmalısınız. Bir antrenörün onlarca velisi olduğunu aklınızdan çıkarmayın, bilin ki çocuklar daima yüceltilmeli, övülmelidir. Kritikleri ve şikayetleri abartırlar, olayları iyice araştırmadan kızgınlıkla ve sakince düşünmeden, çocuklarınızın sözüyle hareket etmeyin.
Yukarıda yazdıklarım; 52 yıllık bir spor eğitmeni ‘’ sporcu, hakem, yönetici ‘’ olarak sürekli yaşadığım konuların içinden seçilen ana fikirler olup, şu da bir gerçektir ki; çocuklar eğitildiği gibi, antrenörlerin ve sporcu velilerinin de eğitilmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum, umarım bu yazdıklarım herkese bir nebze yararlı olur.
Spor dolu bir yaşam dileğiyle, sevgi ve saygılar.